San Francisco Mayıs 2007
San Francisco
12 saatlik bir uçak yolculuğundan sonra San Francisco ya varıyoruz. Aksam saat 19.00. Eşim, 3 ve 7 yaşlarındaki iki oğlum ve ben 25 saattir yollardayız. Havaalanında pasaport kontrolundan kolaylıkla geçiyoruz. Amerikan vatandaşıolmayan herkesin fotoğrafını çekip, parmak izini alıyorlar. Terminale çıkınca çocuklar esnemeye ve kafalarını yaslıyacakları bir yer aramaya başlıyorlar. Bir yerde birkaç dakika dursak uykuya dalacaklar.
Arabamızı kiraladığmız Alamo firmasının ofisinin önünde bir kuyruk var. Bavullarımız, bavulların üzerine uzanmış çocuklarla yarım saatlik bir beklemeden sonra San Francisco yu gezecegimiz kiralık arabamızın anahtarı elimizde.
Adresi ilk sorduğum bakkalın sahibi (görünüşünden kuzey Afrikalı olduğunu çıkarıyorum) kendisinin de üç aydır burada olduğunu ama El Camino Real caddesinin iki cadde sonra önümüze çıkacağını söylüyor. Caddeyi buluyoruz ama sağa mı yoksa sola mı dönmemiz gerekiyor. Saga dönüyoruz. bir kaç kilometre gidiyoruz ne oteli nede bina numarasını bulabiliyoruz. Bina numaralarının hangı sisteme göre verildigini de anlamak mümkün olmuyor. bir saatlik bir arama ile sora sora Milwood Inn otelini buluyoruz. Çocuklar arabada çoktan uykuya dalmışlar. Saat 23 de bizde yatıyoruz.
Kötü bir uykudan sonra sabahın beşinde hepimiz uyanıyoruz. Az uyumamıza rağmen yorgunluğumuz geçmiş. Geldiğimiz yerde saat öğleden sonra iki. Biyolojik saatimiz ile yerel saat arasındaki farka alışmamız bir kaç gün sürecek. Duşumuzu alıp kahvaltımızı yapıyoruz.
Saat 8 de her işimiz bitmiş, güne hazır durumdayız.
Navigasyon aletine karavanı kiraladığımız Cruise America şirketinin Oakland daki adresini veriyoruz. Navigasyon hemen buluyor. Bir oh çekiyoruz. Yoksa San Francisco trafiğinde şehrin öbür ucundak yeri bulabilmemiz hayli zor. San Francisco şehrine baka baka çesitli köprülerden geçerek hiç acele etmeden karavanı alacagimiz yere geliyoruz. Personel daha yeni gelmiş, bizden baska müşteri yok. Formları dolduruyoruz. Karavanı almadan önce bize arabanın tüm fonksiyonlarının anlatıldığı bir video gösteriyorlar. Ayrica el kitabı da var pek sorun çikacağa benzemiyor. Yatak çarşaflarını battaniyeleri, yastıkları, çatal, kaşık, tava, tencere gibi malzemeleri teslim alıyoruz. Bize karavanı gösteriyorlar. Üst tarafını bir yere çarpmışlar ama tamir edilmiş, pek görünmüyor.
Karavanımız 6 kişinin yatabileceği büyüklükte (25 ft / 7.5 m). Duşu, tuvaleti ve
mutfağı var.
Şimdi önümüzdeki iki geceyi geçireceğümiz San Francisco RV Resort
isimli kamp yerini bulmamız gerekiyor. Navigasyon aletine San Francisco
Palmetto Ave. 700 adresini veriyorum. Hemen buluyor. Ben Karavan ile önden, eşim
ve çocuklar otomobil ile beni takip ederek kamp yerine dogru yola çıkıyoruz.
Hem karavanın büyüklügü, hem de trafiğin karmaşası nedeniyle navigasyona rağmen
en az beş kere yanlış yola giriyorum. Bazı yanlışlıkları ayni yerde birkaç defa
yapıyorum. Bir ara kendi kendime 'böyle giderse biz bu sehirden çıkamıyacagız
galiba' diyorum. Bir ara, bir yerde durduğumda arkadan otmobille gelen eşim
yanıma yanaşıyor ve 'Zorlanıyorsun galiba. İstersen bir navigasyon aleti daha
bulalım, belki daha kolay olur' diye benimle gırgır geçiyor.
Sonunda San Francisconun merkezinde Palmetto Ave. 700 adresini buluyorum. Ama görünürde ne kamp yeri var ne de ona benzer bir sey. Bahçeli evlerin oldugu normal bir cadde. Bir kapının önünde oturan iki genç kıza soruyorum. Buralarda herhangi bir kamp yerinin olmadigini söylüyorlar. Süper. Ne olacak simdi? Kızlardan biri bizim rezervasyon mektubunu alıp internetten kamp hakkında bilgi bulmaya gidiyor. Gülerek geri geldiginde Palmetto Ave. 700 adresinin hem San Francisco merkezinde hemde San Francisco şehrinin Pacifica mahallesinde oldugunu söylüyor. Ben navigasyona mahal olarak San Francisco verdim. Oysa Pacifica vermem gerekiyormus.
Dün aksam El Camino Real'i neden bulamadığımı anlıyorum. Bu gidişle navigasyonla yol bulma yarışmasında birinciliği kimseye kaptırmıyacağım kesin! Tekrar yollara düsüyoruz ve Pacifica semtini ve kamp yerini buluyoruz. Siz siz olun Amerikada navıgasyona şehir (City) adını değil ilçe (County) adını verin.
Kamp yerinde herseyi düzenlememiz hayli zaman alıyor. Camper'in elektrik, su ve atık su bağlatılarını yapıyorum.
Kampta Wireless Internet bağlantısı var. Dizüstü bilgisayarımızda hem e-mail lerimize bakıyor hemde San Francisco hakkında ki bilgilerimizi tazeliyoruz. Eşim Akşam yemeğini hazirlarken ben de çocuklarla kamp yerini keşfe çıkıyorum.
Burada arabanın günlük park ücreti olarak 35 Dolar istiyorlar.
Biraz arka sokaklarda bir garaja 6 dolara park ediyoruz. Alcatraz adasına giden
gemilerin bilet gişelerinin önünde uzun kuyruklar var. Genelde bir kaç gün
sonra ya bilet satıyorlar. Biz biletimizi daha önce internet üzerinden
aldığımız için hemen gemiye geçip Alcatraz adasına doğru yola çıkıyoruz.
Arkamızda tüm güzelliği ile San Francisco şehri,
sol tarafimızda ayni
güzellikteki Golden Gate köprüsü.
Etrafa bakınmaktan yolculuğun nasıl geçtiğini
anlayamıyoruz. Bakıyoruz ki adaya yanaşıyoruz.
Alcatraz adası 1934 -1963 yılları arasında hapishane olarak kullanılmış. Al Capone ve Alcatraz kusçusu gibi filmlere konu olan bir çok meşhur mahkumu barındırmış bir yer. En son 1996 yılında Sean Connery ve Nicolas Cage'in oynadıkları 'The Rock' filmi ile adından bahsettirmiş. 1969 - 1971 yılları arasında adayı, Amerikan yerlileri kendilerine yapılan haksızlıkları protesto etmek için istila etmişler.
Hapishaneyi ve tarihçesini ziyaretçilere ücretsiz
verilen kulaklıklı teypler vasıtası ile hücrelerde, korıdorlarda, yemekhanede
görerek öğrenmek mümkün. Ayrıca duvarlarda mahkumlarla ilgili resım ve
bilgileri içeren panolar asılı.
Adada üç saat geçiriyoruz. Hapishane özellikle 7 yasindaki oğlumun çok ilgisini
çekiyor. Hapisanenin hücrelerini, firar etmek isteyen mahkumların duvarlarda
kaşık sapıyla açtıklari delikleri ve onlarin hikayelerini ilgi ile dinliyor.
Oğlum da Hapishane hücresinde kulaklıktan anlatılanları tam konsantrasyon dinliyor.
Bunun yanında, Alcatraz adası San Franciscoyu seyretmek için ideal bir yer.
Gemi ile tekrar Fisherman's Wharf a dönüyoruz. Pier 39 da yasayan foklar, çocuklarin ilgi odağı oluyor. Limanın içine fokların yatabilecekleri platformlar koymuşlar. Denizden serbesçe bu platformlara gelen fokların bazıları uyuyor, bazıları birbirleriyle oynuyor. Her an bir kaçı suya dalıyor, bir kaçı sudan platformların üzerine atlıyor. Bir gürültü, bir hareketlilik. Çocuk sesleriyle fokların sesleri birbirine karışıyor.
Dönüşte arabamızı almak için park yerine dogru yürürken Türkçe konuşan genç bir
aile görüyorum. Amerika da yaşıyorlarmış. New York tan San Franciscoya tatile
gelmişler. Hepimiz dünyanın bir ucunda vatandaşlarımızla karsılaşmanın
sevincini yaşıyoruz.
Kamp yerine San Francisco'nun meşhur China Town mahallesinden geçerek gidiyoruz. Trafik hayli yoğun.Ancak dura dura ilerleyebiliyoruz. Bu bize Çin mahallesini ve oradaki hareketli hayatı daha iyi görebilmemiz imkanını sağlıyor. Burada Çinlilerin bankaları, okulları, tapınakları, yaşlılar/huzur evleri ve sayısız işyerleri var. Genelde tabelalar Çince yazılı. İnsan kendisini Çin de zannediyor.
Aslında San Francisco da daha görülecek çok yer var ama bizim burası için ayırdığımız zaman bitiyor. Dönüşte kiralık otomobilimizi geri veriyoruz. Ertesi gün Camper ile Los Angeles'e dogru yola çıkacağız.












Yorumlar
Yorum Gönder